bursa escort

bahis siteleri

«

»

Eki 05

Budak; “Bu yasalar ile Türkiye’de bölünmenin kapısı aralanmıştır”

DSC_0056

Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Yakup Budak, Osmaniye’ye gelerek partisinin il binasında basın toplantısı yaptı. Budak, toplantıda özellikle hükümetin yeni Demokratikleşme Paketini eleştirdi.

Toplantıda ilk önce Osmaniye’ye geliş nedenini açıklayan Budak, “Hepinizin de çok iyi bildiği üzere Saadet Partimiz; gerek teşkilat gücü, gerek teşkilat hareketliliği, gerekse seçime hazırlık ve seçim dönemi çalışmalarının en gözde, en gayretli ve en çalışkan partisidir. Bu durumun en önemli sebebi, bütün insanlığın saadeti için çalışmayı kendine inanç edinmiş ve vazifesini yerine getirmezse ağır bir sorumluluk altında kaldığına inanan, şuurlu ve fedakar teşkilat mensuplarımızdır. Bu vesile ile gayretli ve şuurlu bu sadıklar topluluğuna huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Her seçimde olduğu gibi bu seçime de en hazırlıklı şekilde girmek üzere, Saadet Partisi Genel Merkezi olarak 5 haftalık bir çalışma programı başlatmış bulunuyoruz. 5 haftalık süre içerisinde, bütün il ve ilçeler ziyaret edilerek, teşkilat ve seçim çalışmaları yerinde görülecek ve inşallah partimizin seçimlerin favorisi olmasını temin edecek çalışmalar yapılacaktır. Bugün bu çalışma çerçevesinde buradayız. İl teşkilatımızla birlikte 3 gün içerisinde bütün ilçe ve beldelerimizde teşkilat, halkla ilişkiler ve seçim çalışmaları yapacağız” dedi.

Konuşmasının devamında geçtiğimiz gün Başbakan tarafından açıklanan Demokratikleşme Paketi’ne değinen Budak, “Hafta başında sayın Başbakan tarafından ‘Demokratikleşme Paketi’ adı altında bazı kanun ve yönetmelik değişimlerini içeren bir paket açıklandı. Anadilde eğitimin önünü açacak adımlardan, bazı yerlere eski isimlerinin iadesine kadar geniş bir çerçevede takdim edilen paketin öne çıkan bazı hususlarını burada değerlendirmek istiyorum. Öncelikle ifade edelim ki; Saadet Partisi olarak, temel hak ve hürriyetlerin genişlemesini ve ülkemizin normalleşmesini temin edecek her adımı ön koşulsuz ve sonuna kadar destekliyoruz. Ancak bu pakettekiler milletin değil Avrupa’nın istekleri. Sayın Başbakan paketin takdiminde, maalesef paketi hazırlarken Avrupa Birliği kriterlerini de kendilerine referans aldıklarını belirtti. Oysa temel hak ve hürriyetler ve insanca yaşama konusunda en temel referans, bin yıl bu coğrafyaya ve dünyaya adalet, barış ve huzur veren kendi medeniyet değerlerimiz olmalıdır. Keşke Avrupa’yı değil, kendi medeniyetimizi referans aldıklarını söyleselerdi. Bu cümle, paket hazırlanırken öncelenen hususun milletimizin ihtiyaçları ve beklentileri değil, Avrupa’nın talepleri olduğu kanaatini bizde uyandırmaktadır. Ayrıca büyük bir şaşaa ile takdim edilen demokratikleşme paketi, milletin beklentilerini tam karşılamamaktadır. Özetle; bizzat Başbakan’ın ifadesiyle, ‘Dağ fare Doğurmuştur’. İyi incelendiğinde görülecektir ki; bu pakette Türkiye’nin geleceğinden çok, Ak Parti’nin geleceğini ilgilendiren hususlar mevcuttur. Yani pakette demokrasi kaygısından çok oy kaygısı vardır. Paketteki maddeler tek tek ele alındığında bu gerçek daha net olarak ortaya çıkmaktadır” diye konuştu.

Pakette yer alan Baraj Sistemi ile ilgili de değerlendirme yapan Budak, şunları söyledi: “Demokratikleşme denince ilk akla gelen demokratik seçim sistemidir ve bu pakette en büyük beklentilerden biri, seçim barajları hususuydu. Diğer bir ifadeyle, dünyanın hiçbir yerinde başka örneği bulunmayan yüzde 10’luk baraj sisteminin değiştirilmesiydi. Ancak beklenen olmadı. Hükümet, bu konuda bir çözüm değil, tartışmaya sebep olacak teklifler ortaya attı. Teklifleri ise barajı düşürmek bir yana, daha da yükseltecek mahiyet içeriyor. Mevcut sisteme alternatif olarak önerilen yüzde 5 barajlı ve daraltılmış bölge sistemi ile dar bölge seçim sistemi, barajın yüzde 25’lere çıkarılması anlamına gelmektedir. 2011 milletvekili seçimleri örnek alınırsa, bu iki sistemden de en karlı çıkan partilerin AKP ile BDP olduğu görülecektir. Bu sistemlerle sadece bu iki partinin milletvekili sayısı artacaktır. Belli ki, ‘Hangi sistem getirilirse AKP’nin milletvekili sayısı daha artar’ diye bir hesap yapılmış ve ortaya bu öneriler çıkmış. Bir takım ince ve sinsi hesap oyunlarını, demokrasi devrimi diye sunmak; bu milletle, milli iradeyle ve demokrasi ile alay etmektir. Unutulmamalıdır ki, geçmişte milli iradenin önüne baraj çekenler, gün gelmiş koydukları barajın dibinde kendileri boğulmuşlardır. Biz Saadet Partisi olarak; Barajsız Seçim Sistemi’ni öneriyoruz. Buna ilaveten temsilde adaleti sağlamak için Türkiye Milletvekilliği sistemini teklif ediyoruz. 100 milletvekili, partilerin aldıkları genel oy oranları nispetinde partilere dağıtılmalıdır. Bunun dışında diğer bütün sistemler Anayasa’nın ‘temsilde adalet’ ilkesine aykırıdır. Ayrıca Dar Bölge Sistemi, günümüz Türkiye’si bakımından tehlikeli ayrışmalara da yol açabilecek bir sistem önerisidir. Bir diğer adaletsizlik, siyasi partilere yönelik hazine yardımlarında da çarpıcı bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Hazine yardımı sınırının yüzde 7’den yüzde 3’e düşürülmesi büyük bir lütuf olarak takdim edilmektedir. Seçimler bir demokrasi yarışıdır. Adil olan da bu yarışa seçime girmeye hak kazanan bütün partilerin aynı şart ve imkanlarla başlamasıdır. Oysa burada tam tersi durum söz konusudur. Mevcut yardım sistemine göre iktidar daha yarışa başlarken, 100 adım önde başlamaktadır. Örneğin AKP, hazineden aldığı trilyonlarca liralık yardım ile seçim kampanyası yaparken, Saadet Partisi sadece eli öpülecek üyelerinin büyük fedakârlıklarla ödediği aidatlarla bu yarışta yer almaktadır. Bu ise, ağır bir ayrımcılık ve haksızlıktır. Ayrıca bu durum, Anayasa’nın ‘Devlet, siyasi partilere, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar’ hükmüne de aykırıdır. Saadet Partisi olarak biz, herhangi bir sınır konulmaksızın, bütün partilere seçimlerde aldıkları oy oranları nispetinde hazine yardımı yapılmasını teklif ediyoruz.”

Pakette yer alan Kamuda Başörtüsü Yasağı ile ilgili de değerlendirme yapan Budak, “Paketteki bir diğer önemli düzenleme kamuda başörtüsü serbestiyetine ilişkin düzenlemedir. Yıllardır büyük bir zulme dönüşen bu uygulamanın düzenlenmesi ve kamu çalışanlarına serbestiyet getirilmesi önemli ve müspet bir adımdır. Ancak yetersizdir ve kusurludur. Başörtüsü; iş güvenliği, estetik kaygılar ya da kıyafet yönetmeliği çerçevesinde değerlendirilebilecek bir aksesuar değildir. İnancın bir gereğidir. Bu açıdan bakıldığında, ‘hekime serbest, ama hakime yasak’ diye sınırlama getirmek, inanç özgürlüğünün ruhuna aykırıdır. İnanç özgürlüğünün resmisi, gayri resmisi olmaz. Sınırlaması olmaz. Resmi kıyafet giyenlerin inanç özgürlüğü olmayacak mı? Bunların inanç hakkı yok mu? Burada serbestiyet getiriyoruz derken, yeni bir yasak getiriliyor ve ‘Resmi kıyafet’ sınırlamasıyla yasak farklı bir zeminde devam ettirilmiş oluyor. Bu sebeple düzenlemenin, bu vahim hataya düşülmeden yapılması gerekmektedir” şeklinde konuştu. Budak ayrıca pakette yer alan yasalar ile Türkiye’de bölünmeye kapı aralandığını, bu anlamda Türkiye’nin hem yerel hem de bölgesel anlamda tarihi bir süreçten geçmekte olduğunu ifade etti.

Ali Celal KAYMAK

izmir escort
sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan maltepe escort sakarya escort bayan sakarya escort bayan